Ana Sayfa Haberler Foto Galeri Neler Yeni Okul Hatıraları Ziyaretçi Defteri  
    Genel Tanıtım
    Önemli Telefonlar
    Video Köşesi
    Mahallelerimiz
    Köylerimiz
    Okullarımız
    Yöresel Değerlerimiz
    Yöremizde Turizm
    Köşe Yazıları
    Sizden Gelenler
    Rizeli Şehitlerimiz
    Canlı Şehir Kameraları
    Gazeteler
 
Sitemizi rizepazar adlı kişiyi Twitter'da takip et'den Takib edebilirsiniz...
 
 


















[ Sitene Ekle ]
 
PROF. DR. TANER GÖREN İLE SÖYLEŞİ
İstanbul Tabip Odası başkanlığına seçilen Kalp Hastalıkları uzmanı Sayın Prof. Dr. M. Taner Gören'i İstanbuldaki evinde ziyaret ederek sohbet ettik.

17 Haziran 2010 Perşembe
- Sayın hocam, öncelikle bizi misafir etmenizden dolayı teşekkür ederim. Türkiye’de en önemli meslek kuruluşlarından birinin, İstanbul Tabip Odasının başkanı seçildiniz. Aynı zamanda Pazar’ın gurur kaynağı oldunuz. Ben size bu seçimle ve genel olarak sağlıkla ilgili sorular sormak istiyorum. Öncelikle bu süreci anlatır mısınız?
- Pazar'ın gurur kaynağı olmak, tabi ki ben de bundan çok mutluyum.
- Ben 1975 yılında Tıp Fakültesinden mezun oldum. Askerlik görevimi bitirdikten sonra, 1977’de pratisyen hekim olarak SSK Eyüp Hastanesi’nde çalışmaya başladım. Pratisyen hekim olarak çalışırken, sağlıkla ilgili pek çok sorun olduğunu fark ettim. Bu sorunlarla ilgili benim yapabileceğim şeyler var mı sorusunu doğal olarak sordum. Bunun için en uygun yolun Tabip Odasına üye olup orda çalışmak olduğunu öğrendim ve İstanbul Tabip Odası’na üye oldum. Yani 1977 yılından bu yana Tabip Odası aktivistiyim. Daha önce bir dönem yönetim kurulu üyeliği ve iki dönem onur kurulu üyeliği görevinde bulundum. Son olarak, merkez delegasyon üyesi olarak bulunuyordum. Şimdi de İstanbul Tabip Odası Başkanlığı görevini üstlendim. Aslında bu çok zor bir görev, ancak, böyle bir görev teklif edildiğinde bunu geri çevirmek mümkün değildi. Biz Demokratik Katılım grubu adıyla yıllardır seçime giriyoruz. Demokrat Katılım grubu olaylara geniş açıdan bakmaya çalışan sosyal demokrat bir grup. O nedenle yıllardır hekim arkadaşlar bizi destekliyorlar. Bu sefer Mayıs ayına denk düşmesiyle oy sayısı düşük oldu. 5 bin 30 oy kullanıldı.

- Bu düşüsün sebebi nedir?
- Bir önceki seçimde 6 bin 500 oya yakındı. Ondan daha önceki seçimde 9 bin 500 gibi rekor oy kullanılmıştı. İstanbul Tabip Odasının 25 bin üyesi var. O sayıya bakarsak düşük bir sayı gibi gözüküyor. Ancak, seçimin yapıldığı Mayıs ayı, kongrelerin yoğun olduğu bir dönemdir. Bir de 9 Mayıs Tarihinin Anneler gününe denk düşmesi sayının düşük olmasında rol oynamış olabilir.



- Hocam, Çapa Tıp Fakültesi mezunu muydunuz?
- Hayır, ben Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum. Ama uzmanlık eğitimimi İstanbul Tıp Fakültesinde yaptım. İstanbul Tıp Fakültesi, Çapa semtinde olduğu için Halk arasında Çapa Tıp Fakültesi olarak biliniyor İstanbul Tıp Fakültesinde iç hastalıkları uzmanlığı eğitimine 1979 da başladım, 4 yıllık bir eğitimdi bu ve 1983’te iç hastalıkları uzmanı oldum. Sonra mecburi hizmete gittim. Kurada Giresun SSK Hastanesini çektim. Orada 3 yıl süre ile kaldım. Güzel bir çalışma dönemi idi, fakat içimde bir üniversite ukdesi kalmıştı. Bir sınav ilanı gördüm. Samsun 19 Mayıs Üniversitesinin yardımcı doçentlik için verdiği bir sınav ilanı idi bu. Sınava girdim ve kazandım. Böylece öğretim üyeliği sürecim başladı. 1986’da atamam yapıldı.


- İlk öğretim üyeliği göreviniz 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi o zaman ?
- Evet, orda 1986-88 arası 2 sene çalıştım Benim ileri ihtisas hedefim vardı ve orda da o imkânın olmadığını gördüm. Orda öğretim üyeliğini bıraktım ve düz bir uzman olarak İstanbul üniversitesine, eski fakülteme yani İstanbul Tıp Fakültesine Kardiyoloji yan dal yüksek ihtisas eğitimi için geri döndüm. Eğitimim devam ederken dahiliye mütehassısı idim, çalışmalar yapıyorduk. Baktım doçentlik sınavına girme imkânı var. 1991’de yayınlarımda yeterli olunca doçentlik sınavına girdim ve 1991’de iç hastalıkları doçenti oldum. Bir yandan da kardiyoloji eğitimim devam ediyordu. Onun sınavına da daha sonra girdim. Doçentlik sınavı zorlu bir sınavdı uzun süre çalışmaya devam ettikten sonra 1996 da kardiyoloji uzmanı oldum. Böylece ikinci bir ihtisasım daha oldu. Kardiyoloji uzmanı olunca kardiyoloji Anabilim Dalında çalışmaya başladım. O Anabilim Dalında da 1998 yılında Profesörlük kadrosuna atandım. 1998 yılından beri de orada profesör olarak çalışıyorum. Öğretim üyesinin Fakültede tam gün çalışması gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle uzun süre muayenehane açmadım. Ancak verilen ücret yeterli olmadığı için 2002 Yılında muayenehane açmak zorunda kaldım. Şimdi yarı zamanlı olarak çalışıyorum.


- İstanbul tabip odası en büyük odalardan biri. Odalar üyelerin haklarını gözetmek için kurulmuş kuruluşlardır. Muhakkak ki tabiplerin de bir takım sorunları vardır ki böyle bir oda kurulumuna gerek duyulmuştur. Tabiplerin sorunlarını özetleyebilir misiniz ?
- Tabiplerin sorunları tıp fakültelerinden itibaren başlıyor. Tabipler 6 yıllık uzun ve yorucu bir eğitimden geçiyorlar. Ülkemizde 68 tıp fakültesi var. İstanbul Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi gibi büyük fakültelere aşırı kontenjan verildiği için kalabalık sınıflarda eğitim zor oluyor. Küçük tıp fakültelerinde ise öğretim üyesi açığı ve alt yapı eksiklikleri nedeniyle eğitim aksıyor. Okul bittikten sonra uzmanlık eğitimi için Tıpta Uzmanlık Sınavı (TUS) gibi zor bir sınava girmek gerekiyor. Kazananlar uzmanlık eğitimine başlıyor; kazanamayanlar mecburi hizmete gidiyorlar ve birinci basamak hekimi olarak görev yapıyor. Uzmanlık eğitimi yani asistanlık çok zorlu bir eğitim süreci. Bu zorlu süreç bittikten sonra yeniden mecburi hizmet var. Birinci basamak hekimliği illerin çoğunda aile hekimliği şeklinde yürütülüyor. Bu sistem yeni getirildi. Bize göre çok sorun getirecek olan bir sistem. İzliyoruz. Uzman olduktan sonra özel veya Kamu hastanelerinde çalışma başlıyor. Bu alanlarda da çalışma koşulları yeterli değil. Şimdi, tamgün yasası çıkarıldı. Henüz tam olarak yürürlüğe girmedi ancak yürürlüğe gittiği takdirde sağlık hizmetlerinde önemli aksaklıkların olacağını, sağlık hizmetinin kalitesinin düşeceğini düşünüyoruz.


- Ben bir soru sormak istiyordum ama bir kısmının cevabını vermiş oldunuz aslında… Şöyle ki, Dr olmayan bir kişi olarak dışarıdan bakınca sağlık hizmetlerinin gittikçe daha iyi verilmeye başlandığını düşünmekteydim siz bunları anlatmadan önce. Çünkü bu sistem başlamadan önce sigortalı birinin sigorta hastanelerinde muayene olması çok zordu. Çok kalabalık ve meşakkatli ortamda bu hizmeti alması söz konusuydu. Devlet hastaneleri ha keza öyle. Şimdi özel hastanelerde cüzi bir fark ödeyerek muayene olunabildiği gibi devlet hastanelerinde de sanki daha rahat sağlık hizmeti almak mümkün.
Sorum “sağlıktaki bu gelişmeleri nasıl görüyorsunuz” olacaktı ki doktorların tarafından bakınca çok iç açıcı olmadığı izlenimi aldım anlattıklarınızdan. Hastalar açısından da çok iyi değil galiba sürecin sonucu. Bu konuda neler diyeceksiniz?
- Evet, sizin söylediğinizi anlıyorum. İsteyen herkes istediği sağlık kurumuna başvurabiliyor görünüşte. Devlet hastanelerine telefonla başvuru sistemi var. Saatlerce telefonda bekleyip yine de doğru dürüst randevu alamayan insanlar var. Sonra oraya gittiği zaman mutlaka bir katkı payı ödemesi gerekiyor. O katkı payı hastanede alınmıyor. Eczanede ilaç alırken tahsil ediliyor. Bu da hasta ile eczacı arasında sorun yaratıyor. Özel hastanelere gidilince yine katkı payı ödeniyor; yani bütün hizmetlerde bir katkı payı olayı söz konusu. Aile hekimliği hizmetlerinde de ayni şey var. Şimdilerde bu katkı payları cüzi oranlarda ama zaman içerisinde bu katkı paylarının artacağını düşünüyoruz.
Aslında hedeflenen şey bir sevk zincirinin olması. Önce aile hekimliğine git, o seni bir yere sevk ederse oraya git gibi...

- Almanya da aile hekimliği kanalı ile gidiliyor büyük hastanelere yanlış bilmiyorsam…
- Evet, orada öyle ama oradaki aile hekimliği kanalı bizdekine göre daha iyi işliyor, orada eğitimler veriliyor, insanlar gerçekten hak ediyorlarsa veya hastalıkları gerçekten gerektiriyorsa hastaneye sevk edilebiliyorlar ama bizde burada nasıl sevk edilecek, sevk zinciri nasıl işleyecek, tam olarak belli değil.


- Evet hocam, biraz da mesleğinizle ilgi sorular sorayım, bilgilenmemiz açısından. Bir çok vatandaşımız Kalp ameliyatı olmaktan tedirgin oluyor. Bypass ameliyatı olmak, kalp kapağı ameliyatı olmak gerçekten korkulacak bir şey mi? Bu konuda bilgi verebilir misiniz?
- Kalp kapağı hastalıkları oldukça yaygın, özellikle çocukluk çağında geçirilen özel bir romatizma bu hastalığa yol açıyor. Bu çocukluk çağı romatizması 5 ila 15 yaş arasında en sık görülüyor. Bu hastalık eklemleri tutuyor, eklemler şişiyor ve çocuk yürüyemiyor. Bir süre sonra hastalık iyileşiyor ancak hastaların bir kısmında kalp kapağında kalıcı bozukluk meydana geliyor. Kapak daralması ya da kapak yetersizliği dediğimiz bir durum ortaya çıkıyor. Bozuk kapakla çalışan kalpte bir süre sonra yetersizlik ortaya çıkıyor. Eğer bu şekilde kalmaya devam ederse de günün birinde de akciğerler bozuluyor. Hastalar akciğer bozukluğu aşamasına gelmeden ameliyat edilmeleri gerekiyor. Akciğer bozulduktan sonra, hasta ameliyat olmak istese bile artık ameliyat şansını da yitirmiş oluyor. Bunun için bu tür hastalıklarda düzenli bir Dr kontrolünde olmak lazım. Ameliyat zamanının gelip gelmediği bu kontrollerde tespit edilir. Gereğinden önce ameliyat olmak iyi bir şey değildir. Bu nedenle, ameliyat önerilen hastaların bunu hemen kabul etmemelerini, başka kardiyologun da fikrini almalarını öneririm. Gerek baypas ameliyatları, gerekse kapak ameliyatları Ülkemizde çok başarılı bir şekilde yapılıyor; eğer gerçekten gerekiyorsa, bu ameliyatları korkmadan yaptırmak gerekir.


- Sizin branşınızdaki bir hastalığa yakalanmamak için vatandaşlarımıza neler önerebilirsiniz, veya değişik bir söylemle uzun ve sağlıklı yaşamak için neler yapmak gerekir ?
- Önemli bir soru. Bu gün kardiyoloji uzmanlarının fikir birliğine vardığı bir bilgi var; uzun yaşamanın sırrı iki tane: bir tanesi hareket yani idman, egzersiz; ikincisi de doğru beslenme.
Doğru beslenme nedir? Şimdilerde internet dönemindeyiz. “Nasıl sağlıklı beslenirim” diye arama motorlarından birine girerseniz bu konuda bilgi veren sayısız site çıkacak karşımıza. Bir kısmı gerçekten ciddi sitelerdir ve oradan bir sürü bilgi alabilirsiniz.
Nedir bunun prensipleri? Özellikle sebze ağırlıklı beslenmek gerekiyor, konserve yiyeceklerden, şarküteri ürünlerinden (salam sosis gibi) uzak durmak; taze sebze meyveyi tercih etmek; et ürünlerinden de balık etini çok tercih etmek gerekiyor. Tabii ki zaman zaman sığır eti de yenilebilir ama özellikle yağlı etlerden kaçınmak, balıketine ve tavuk etine öncelik vermek lazım. Ayrıca karbon hidratlı, unlu yiyecekleri olabildiğince az tüketmek gerekiyor.
Her insan günde belli bir miktar enerji almak zorundadır ama o aldığı enerjiyi sarf edecek kadar da ondan biraz daha fazla hareket etmek durumundadır. “Sağlıklı yaşam için en az ne kadar hareket etmek lazımdır” diye sorarsanız haftada en az 4 gün ve her seferinde 45 dakika postacı yürüyüşü dediğimiz tempoda bir yürüyüş, en az bu kadar, bunu yapmak lazım.
Tabii ki bunun yanı sıra sigara içmemek gerekiyor. O çok önemli.
İçki tabii ki çok içildiği zaman zaten birçok yönden zararlıdır. İçki dinimizce de yasaklanmıştır ama ben hiçbir zaman içkiyi tam olarak içmeyeceksiniz demiyorum. Onu makul miktarda içmesini söylüyorum. Fazla miktarda içildiği zaman o da zararlı.
Kilo… Kilolu olmak çok tehlikeli. Bugün için sağlık açısından en tehlikeli şey kilolu olmaktır. Kilolu insanların mutlaka bu kilolarını vermeleri önemli, bunun için beslenmeye ve harekete dikkat etmek gerekiyor. Zaman zaman Pazara geldiğimde bakıyorum, insanlar sabahtan akşama kadar tıka basa kahvehanelerde hareketsiz oturuyorlar. O kadar güzel yerler dururken, dağ, bayır, deniz kenarı, yeşillik gibi yerlerde yürüme imkânı varken sabahtan akşama kadar hareketsiz oturmaları doğrusu beni üzüyor. Keşke benim öyle bir imkânım olsa, ayırabileceğim zamanım olsa hiç durmam.


- Hocam yürüyüş dediniz de ben, benim gibi kapak ameliyatı olmuş olanlar için bir soru sormak istiyorum. Kapak problemi olanlar veya kapak ameliyatı olmuş olanlara nasıl bir yürüyüş önerirsiniz?
- Tabii kişi kendisini bilir zaten. Nefes nefese kalmayacak derecede bir yürüyüşü mutlaka yapması lazım. Çok zorlamamak gerekiyor. Belli bir mesafe mesela 5 km. her gün normal bir yürüyüşle yürüyebilirsiniz. Kapak ameliyatı olmuş olmak mutlaka yürüyüşü kesmek anlamına gelmiyor. Olabildiğince hareket etmek gerekiyor. Zaten kendisini belli eder, fazla olunca, nefes nefese kalma durumu ortaya çıkar ki bu olmayacak şekilde kendiniz ayarlayabilirsiniz.
Kilo konusu özellikle önemli; benim de 5 kilo kadar bir fazlam var; ben de yürüyüş yapmak, tenis oynamak için zaman ayırmaya, canımın her istediğini yememeye çalışıyorum. En sevdiğim yöresel yemeklerden biri muhlama; ancak burada hiç yemiyorum. Ama 4-5 günlüğüne Pazara gittiğimde orda yiyoruz.

- Hocam bizi evinizde misafir edip, böyle bir sohbete imkan tanıdığınız için www.rizepazar.com ve sitemizin ziyaretçileri adına çok teşekkür ederim.
- Ben de www.rizepazar.com vasıtasıyla tüm hemşerilerime ve okuyanlara sağlıklı yaşam diliyor, selamlarımı iletiyorum.


Prof. Dr. Mustafa Taner Gören ’in Özgeçmişi
Rize’nin Pazar İlçesi’nde, 11 Aralık 1952’de doğdu. İlk ve Ortaokulu Pazar’da bitirdi. Lise öğrenimini 1966-1969 Yılları arasında İstanbul Vefa Lisesi’nde yaptı. 1969 Yılı’nda İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne girdi; 1975 Yılında Tıp Fakültesinden mezun oldu. 1975-76 Yıllarında yedek subay olarak 18 aylık askerlik eğitimini tamamladı. 1977 Yılı’nda Sosyal Sigortalar Kurumu Eyüp Hastanesi Meslek Hastalıkları Kliniği’ne pratisyen hekim olarak atandı. 1979 Yılına kadar orada çalıştıktan sonra uzmanlık eğitimi giriş sınavını kazanarak, 1979 Yılı’nda İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kürsüsü’nde iç hastalıkları uzmanlığı eğitimine başladı. 1983 Yılında bu eğitimini tamamlayarak İç hastalıkları uzmanı unvanını aldı. Aynı yıl, kur’a çekerek, Sosyal Sigortalar Kurumu Giresun Hastanesi’nde mecburi hizmete başladı. İki yıllık mecburi hizmetin sonunda girdiği sınavı kazanarak 1986 Yılında Samsun On Dokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde İç Hastalıkları Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandı. 1988 Yılında bu görevinden ayrılarak, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kürsüsü’nde kardiyoloji yüksek ihtisası eğitimine başladı. Bu eğitimi devam ederken, 1991 Yılı’nda girdiği sınavı kazanarak İç hastalıkları doçenti unvanını aldı. Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda eğitimine devam ederek 1996 Yılında girdiği sınav sonucunda kardiyoloji uzmanı oldu. Bilimsel çalışmalarına devam ederek 1998 Yılı’nda Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda profesörlük kadrosuna atandı. Halen aynı Anabilim Dalında profesör olarak çalışmasını sürdürmektedir. Türk Tabipleri Birliği İstanbul Tabip Odası, Türk Kardiyoloji Derneği ve Avrupa Kardiyoloji Derneği üyesidir. Yabancı dili İngilizcedir. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Şükran Gören ile evlidir. Hukuk Fakültesinde okuyan 1 erkek çocuk babasıdır.





Anahtar Kelimeler : Rize, Pazar, internet, siteleri, Taner Gören, Kardiyolog

 
 
tahir hekim (19.02.2012 12:08:15)
taner hocaya üslenmiş olduğu görevinde başarılar dilerim kendisi hemşeri canlısı kendisiyle tanıştım muayne oldum uzun ömür dilerim pazarımızın gururu kendisi iyiki var

ayhan yılmaz (04.10.2011 16:15:47)
hocam allah sizden razı olsun 2004 yılında kalp kapağı daralmasından bana anjü ve balon yaptınız halen bu sonuçla çok şükür devam ediyorum size teşekkür ediyorum sağlıklı uzun ömürler diliyorum eğer muayene devam ediyorsa gelmek istiyorum tel.05347094217

nurten tasan (22.09.2011 21:30:10)
hocam esimden dolayi sizi tanidigimiza cok seviniyoruz esim ismaile geri verdiginiz saglik icin cok tesekkur ederiz sizin gibi hocalar cok nadir geliyor hastalarinizi sevmeniz onlarla bire bir her turlu ilgilemeniz biz hasta ve hasta yakini olarak cok mutlu ediyor allah sizleri basimizdan eksik etmesin tekrar tesekurler

saim özgürbüz (06.03.2011 19:34:18)
Sayın Taner Bey Hocamızı tanımıyordum.hanı derlerya adam gibi adam işta Taner Gören nedenmı? Makam nevkı ve unvan demeden alçak gönüllü mutevazi hemşeri canlısı yanına gidipte ben pazarlıyım diyenlere yardımcı olmayan yok allah selamet versın ömrü uzun olsun.bakıyorum bazı insanların yanına yaklaşamıyorsu.saygilar hocam.

dursun köse (27.02.2011 23:12:03)
saygıdeğer hocam prof.dr.taner bey,öncelikle yeni görevinizde başarılar diler.sizleri ailecek asla unutmuyoruz.unutmayacağız.17 yıl önce sağlığına kavuşturduğunuz babam (İSA KÖSE)halen sağlıklı ve sizlere her zaman dua ediyor.var olduğunuz her görevde Allah sizleri muzaffer kılsın.sağlıcakla kalın.

Berrin Akpınar ERDOĞAN (19.01.2011 10:22:27)
Sevgili Taner, ben haberi yeni okudum. Tebrik ediyorum, gurur duyuyorum.

BİROL EYÜPREİSOĞLU (23.11.2010 20:38:02)
Taner abi,tabibler odası başkanlığında başarılı olma temennisini sunar,bir pazarlı ve akraban olarak her zaman yanında ve arkandayız seninle gurur duyuyoruz seni seviyoruz.ALLAHA emanet ol sayın abim..

Nevzat karademir (26.10.2010 23:39:25)
geçirdiğim rahatsızlığım nedeni ile tanışma imkanı bulduğum sayın hocamın tabipler odası görevini başarı ile yürüteceğini biliyor ve kutluyorum ne rize ne pazarlıyım hocamın giresunlu hemşerisiyim.hocam yolun açık ömrün uzun olur inşallah dualarımız ailece seninle yakında görüşmek dileği ile saygılar.sevggili hocamız.

ibrahim Acar (19.09.2010 13:11:33)
Taner abi ile gurur duyuyorum.İyi bir insan,iyi bir hekim ve gerçek bir demokrat. Çalışmlarında başarılar dilerim.

Naciye (yalınkılıç) öztürk (24.06.2010 09:53:42)
Bende eşimin hastalığı nedeniy le kendileri ile tanışma fırsatı bulduğum İlçemizin yetiştirdiği nadide insan Prf.Dr. sayın Taner Gören hocamızı kutluyorum ve başarılarının devamını diliyorum.

Aydin ISLAMOGLU (22.06.2010 19:27:06)
Sayin Prf.Dr Taner abimizi görmeyeli cok uzun bir zaman olmus,Tabibler odasi baskani oldugunu su an ögrenmis bulunmaktayim,bugüne kadar üstlenmis oldugu görevleri, alninin aki ile basardiginin canli sahidiyim. O kadar insanin duasini almis,ki . böyle bir sahsiyetin basarisiz olma ihtimali yok. Allah yolunu acik etsin.

Asiye Menteşoğlu (19.06.2010 14:45:42)
Sayın Taner hocamı kutluyor sağlıklı mutlu yıllar diliyorum.***

BİROL KILIÇ . PAZAR. (18.06.2010 23:23:13)
Sn Taner hocamım İstanbul tabibler odasına başkan seçilmesinden dolayı kutlar kendilerine derin saygılarımı sunarım.

HİKMET Kandemir (18.06.2010 22:08:07)
Bir pazarlı olarak gurur duymaktayım .Görevinde başarilar, sağlıklı neşeli ve uzun ömür dilerim.

ERCAN HOCOĞLU (18.06.2010 01:59:09)
Tabipler odası başkanlığı görevini üstlenmiş olmanın bende sevinç yumağı oluşturduğunu içtenlikle ifade eder,görevinde başarı temennisiyle sağlık ve multluluklar dilerim.

osman yuksel (17.06.2010 22:20:19)
bır pazarlı olarak senle gurur duyuyuyoruz.ben ınanıyorumukı işinde ve başkanlıgından başaralı olacagını tum kalbımle ınanıyorum.verdıgın hızmetlerını taktırle ızlıyorum.senle ılgılı yazmakla bıtmez ınsanın yaşamısı gerekır.bana ve alıleme yaptıklarını hiç ama hiç unutmayacagım
sana sevgı saygılarımı sunuyorum.

Faik OĞUZ (17.06.2010 17:37:09)
Sevgili Prf.Dr.Taner Gören İlçemizin Yetiştirdiği nadide değerlerden biridir.Kendisi ile 1963-1966 Yılları arasında 'Pazar Orta Okulu'nda okumuş olmaktan,yanı onunla orta okul arkadaşı olmaktan gurur duyduğum kişiliklerden biridir.Bu vesileyle sevgili Taner hocaya sevgilerimi sunuyor,sağlıklı ve mutlu uzun ömürler diliyorum

10637

 
 26-Temmuz-2014  25-Temmuz-2014  24-Temmuz-2014  23-Temmuz-2014  22-Temmuz-2014  21-Temmuz-2014  20-Temmuz-2014

   Künye    |    Açılış Sayfam Yap    |    Sık Kullanılanlara Ekle    |    Reklam    |    İletişim

|   Kurumsal Seo   |
© 1997 - 2014  Her hakkı saklıdır. Fotoğraf, Haber ve Yazıların izinsiz kopyalanması, kullanılması yasaktır.
Sitede Şu an  6  ziyaretçi bulunmaktadır.